Vâlide-i Atik Külliyesi

Başlıksız-5-min

Başlıksız-2

Başlıksız-1-min

Başlıksız-1

Başlıksız-3
Başlıksız-3-min

 

İlimler ve Sanatlar Merkezi (İSM)’nin faaliyetlerini yürüttüğü Atik Valide Medresesi, Üsküdar’da Atik Valide Külliyesi içinde yer alır. İstanbul’un Anadolu yakasındaki en büyük külliye olan Atik Valide Külliyesi, 1583 tarihinde, Sultan II. Selim’in zevcesi, Sultan III. Murad’ın annesi olan Nurbânu Vâlide Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Eser Mimar Sinan’ın son eseri sayılmakta olup, Sinan’ın ömrü külliyenin tamamlanmasına vefa etmemiştir. Külliye dahilinde cami, medrese, tekke, daru’l-kurra, daru’l-hadis, sıbyan mektebi, kervansaray, aşhane, tabhane ve daruşşifa yer alır. Nurbânu Valide Sultan, külliye ve civarındaki mahallelerin su ihtiyacını karşılamak için Çamlıca tepesindeki üç farklı kaynaktan gelen bir su şebekesi de yaptırmıştır. 19. yüzyıla kadar asli fonksiyonunu icra eden külliye dahilindeki bölümler, bu vakitten sonra askeriye, depo, hapishane gibi farklı maksatlarla kullanılmıştır. En son 90’lı yılların başına kadar bir bölümü Üsküdar İmam Hatip Lisesi, bir bölümü ise Toptaşı Cezaevi olarak kullanılan külliyenin halen büyük bir kısmı Fatih Sultan Mehmed Vakıf Üniversitesi’nin kullanımındadır.

Külliyenin medrese kısmı, bulunduğu semte adını veren Valide-i Atik Camii’nin kuzey yönünde ve şadırvan avlusunun önündedir. Arazinin meylinden dolayı cami avlusu, medrese avlusuna göre yüksekte bulunduğundan camiden medreseye 19 basamaklı taş merdivenle inilir. Merdivenin üzerinde, iki pencereli olup vaktiyle Şeyh Abdülkadir Efendi’nin (1738) oturduğu kubbeli küçük bir oda vardır. Medresenin bu kapıdan başka, Tekkeönü Sokağı’na, Kartalbaba Caddesi’ne ve Valide Kethüdası Sokağı’na açılan birer kapısı daha vardır. Hiç birinin üzerinde kitâbe yoktur. Medrese avlusunun ortasında ufak, saçağı yok olmuş sekiz yüzlü, mermer bir şadırvan ve cami avlu duvarına yakın bir yerde de bir kuyu mevcuttur. Sağ tarafında üç gözlü helâ vardır. Medrese, üç yolun birleştiği yerde ve sokakların uzanış biçimine göre yapıldığından sağ tarafı sol tarafına nazaran daha geniştir. Avlunun üç tarafına sıralanmış 19 oda ve bu odaların önünde başlıkları baklavalı, 17 mermer sütunun taşıdığı, kubbeli bir revak bulunmaktadır. Orta yerde dershane yer almıştır.

Kare planlı odalar üçe üç, dershane ise altıya altı metre büyüklüğündedir. Odalar, ikisi sokağa, biri avluya bakan üç pencere ile aydınlatılmış olup içinde birer ocak ve dolap yerleri vardır. Medrese odaları gibi tamamen kesme taştan yapılan kare plânlı dershanenin altından Valide Kethüdası Sokağı geçmektedir. Bu yola alçak düşmemesi ve arabaların altından rahatlıkla geçebilmesi için dershaneye iki taraşı, bir merdivenle çıkılır.

Paye bakımından altmışlı olan bu medresenin ilk müderrisi Dökmecizâde Mehmet Efendi olup bu göreve 9 Muharrem 987 (7 Mart 1579)’da atanmıştır. Bunu, Şemseddin Ahmet Efendi, Şeyhülislâm Çivizâde Mehmet Efendi’nin kardeşi Defterzâde Ali Efendi, Abdülkerimzâde Abdullah Efendi, Şeyhülislâm Sun’ullah Efendi ve diğerleri takip etmiştir.

Valide-i Atik Medresesi, medreselerin kapatılmasından sonra çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Bir dönem erkek öğrenci yurdu olarak hizmet vermiş olsa da daha sonraki dönemlerde uzun bir süre metruk hâlde kalmıştır. 2005 yılında ise İlim Yayma Cemiyeti’nin çabaları ile restore edilmiş ve yeniden ilim irfan taliplerinin yuvası haline gelmiştir.

Valide-i Atik Medresesi, halihazırda İSM’nin yanında İlim Yayma Cemiyeti Kadıköy Şubesi‘nin merkezi olarak kullanılmakla birlikte, Miftah Liseli Gençlik Akademisi, Evlâd-ı Fâtihân Akademisi (EVFA) ile Prof. Dr. Sadettin Ökten rehberliğindeki Kent ve Medeniyet Araştırmaları gibi eğitim programlarına ve daha pek çok ilim ve irfan meclisine ev sahipliği yapmaktadır.