“el-Fevâidü’z-Ziyâiyye: Molla Câmî Okumaları” Hakkında

Saha: Arap Dilbilimi ve Felsefesi

Hoca: Dr. Hüseyin Arslan

Sekreter: Hasan Basri Mert

Tür: Okuma Grubu

Süre: 23 Oturum

Katılımcı: 45

Müteahhir dönem nahiv ilminin önde gelen âlimlerinden Abdurrahman Câmî’nin (ö. 898/1492) telif ettiği el-Fevâʾidü’z-Ziyâʾiyye ya da daha meşhur adıyla Molla Câmî, Sibeveyhî’nin el-Kitâb’ı ve Zemahşerî’nin el-Mufassal’ı ile birlikte Arap gramerine dair kaleme alınmış en temel üç eserden birisi olan ve İbnü’l-Hâcib (ö. 646/1249) tarafından telif edilen el-Kâfiye’nin en önemli şerhlerinden bir tanesidir. Eserin sadece Türk medreselerinde değil, İslam dünyasındaki diğer medreselerde de asırlar boyunca ders kitabı olarak okutulmasının yanı sıra kırk kadar haşiyeye konu olması, bu durumun bir delili niteliğindedir.

Keskin zekâsı, yeteneği, ilmî meseleleri anlatma gücü ve görüşünü açık bir şekilde ortaya koyabilme kabiliyeti sayesinde herkesin hayranlığını kazanan Abdurrahman Câmî, bu meziyetini nahiv eserine de yansıtmıştır. Nitekim o, Kâfiye’deki problemli meseleleri son derece dakîk bir şekilde tahlil etmek ve aynı zamanda kendisinden önce telif edilmiş şerhlerden de istifade ederek ilim talebelerinin Arap gramerine dair bütün ihtiyacını giderecek ziyadeler eklemek suretiyle nahiv alanında da haklı bir şöhrete kavuşmuştur. Öyle ki Kâtip Çelebi bu eseri, daha önce telif edilen Kâfiye şerhlerinde geçen nahvî meseleleri kendi eklemeleriyle birlikte en güzel ve en mükemmel şekilde özetleyen bir telif olarak nitelemektedir. Molla Câmî’nin Kevâkib-i Seb’a’ya göre medreselerde yukarı iktisâd mertebesinde okutulan bir eser olması da muhtemelen bu sebepledir. Öte yandan Molla Câmî, sadece bir nahiv eseri değil, aynı zamanda vaz’ ve mantık konularını da içermesi hasebiyle aslında dil felsefesinin de kendisine yer bulduğu bir metin olmuş, bu itibarla Arap gramerinin inceliklerini son derece sistemli bir şekilde gün yüzüne çıkarmıştır. Şu halde rahatlıkla denilebilir ki Molla Câmî, yeni bir nahiv edebiyatının oluşmasının da öncüsü olmuştur. Nitekim kendisinden sonra telif edilen Kâfiye şerhleri bir şekilde Molla Câmî’ye atıfta bulunmaktan müstağni kalamamıştır. Dolayısıyla eserin el-ʿİḳdü’n-Nâmî ʿale’l-Câmî gibi haşiyeler yardımıyla okunması geçmişte olduğu gibi günümüzde de Arap gramerini en üst seviyede anlamak isteyen ilim talebeleri için kaçınılmazdır.

Bu gayeyle İSM İhtisas Çalışmaları kapsamında yürütülmekte olan Molla Câmî Okumaları, çoğu Arap Dili ve Belağatı sahasından olmak üzere, yurt içi ve yurt dışından 45 lisansüstü araştırmacının katılımıyla 1 Şubat 2021 tarihinde başlamış olup haftalık periyotla gerçekleşen oturumlarda Molla Cami metni atlanmaksızın, kadim usul üzere ve şerhleriyle birlikte takip edilmekte; konular tahlil, müzakere ve ilave okumalarla derinlemesine ele alınmaktadır. Program sayesinde Molla Câmî’nin nahvî birikimi, şârihlerin nahvî konuları hangi zeminde tartışarak derinleştirdikleri, Osmanlı entelektüel ilmi hayatının nahiv yönünden zenginliği gibi hususların tafsilatıyla incelenmesi hedeflenmektedir.