Bir öğrencimizin gözünden “2018 Tanışma Kampı”

28-30 Eylül tarihleri arasında yapılan kamp öğrencilerin birbirleriyle olan muhabbet bağını güçlendirmek, yeni gelen hazırlık sınıfı öğrencileriyle tanışmalarını sağlamak ve İstanbul’un stresinden uzaklaşarak tabiatın/doğanın sakinliğinde birkaç günlüğüne de olsa dinlenmek amacıyla düzenlenmişti herhalde. Herhalde diyorum çünkü bu benim kamp boyunca düzenlenen etkinliklerden ve edilen muhabbetlerden çıkardığım bir yargı. Kampın organize edilmesinde başka amaçlar var mıydı bilmiyorum ama tahmin ettiğim hedeflerin gerçekleştiğini de gönül rahatlığıyla itiraf edebilirim.

Tabiatın merkezinde gerçekleştirilecek kamp için yoğun bir katılım oldu. 48 öğrenci, 4 idareci ve hoca ile birlikte Cuma günü saat 16.00 sularında İstanbul’dan hareket edildi.

Yaklaşık 3 saat sonra Yuvacık’a ulaştığımızda buranın tabiatı adeta bizi büyülüyordu, havası ise baş döndürüyordu. Belki yol yorgunluğuyla bize öyle gelmiştir bilemiyorum. Ancak hemen hemen herkesin etkilendiği belliydi. İlk etapta gözün görebildiği her şey çok güzel görünüyordu. Yapıların hepsi ahşap vb. malzemelerden inşa edilmişti ve betona dair hiçbir şey göze çarpmıyor, insanı rahatsız etmiyordu.

Kamp alanına akşam saatlerinde ulaştığımız için kamp tanıtım toplantısı haricinde herhangi bir etkilik yapamadık. Ancak ikinci gün sabah namazından sonra yoğun bir gün başladı ve gece geç saatlere kadar etkinlik programı devam etti. O gün survivor, paintball, matrak, tabu, masa tenisi, voleybol, futbol ve okçuluk gibi birçok etkinlik düzenlendi. Her etkinlikte eğlenceli anlara, komik durumlara tanıklık ettik ama herhalde en çok beğenilen etkinlik bizi geçmişe götüren okçuluk oldu. Günün sonunda sohbet ve muhabbet için ayrılmış geleneksel kıl çadırda toplanıldı. Günün yorgunluğuna rağmen sıcak, samimi muhabbet ortamı espriler, fıkralar ve kampa dair dikkat çekici anılar eşliğinde gece geç saatlere kadar devam etti.

Pazar günü  ise sabah namazından sonra doğa yürüyüşüne gittik. Hepimiz  yorgun olsak da sabah namazı sonrası ormanın içinde temiz havada yürümek, kuşların ötüşünü dinlemek, doğallığa, saflığa bir adım daha yaklaşmak çok keyifliydi ve insana huzur veriyordu. Uzun süredir hiçbirimiz böylesi bir fırsat bulamamışızdır galiba. Pazar günü Yuvacık’tan ayrılış vaktiydi. Böylesine muazzam bir ortamda ayrılacağımız için içimizde hafif bir burukluk hissetsek de bunu voleybol, futbol gibi etkinliklerle ve Resul abinin “klasik fıkralarıyla” bu hissi bertaraf etmeye çalışıyorduk. Saat 11.30 gibi son hazırlıklarımızı tamamladık sonra  kamp alanından ayrıldık. Kampın ve sabah yürüyüşünün vermiş olduğu yorgunluk ile bazı arkadaşlar kamp alanından ayrılır  ayrılmaz uykuya dalmıştı bile. Ancak bunu uykuyu bölen yol kenarında odun ateşinde pişirilmiş çay ve közde mısır oldu. Birçok yerde çay içip mısır yemişizdir ancak herhalde en güzeli buydu. Bu kısa molanın ardından tekrar yola koyulduk ve saat 13.00 sularında İstanbul’a, ikinci evimize ulaştık. Böylece kamp programı da sona ermiş oldu ve biz yine beton yığınlarıyla baş başa kaldık.

Kamp hakkında son olarak şunları söylemeliyim ki, gerçekten zaman olarak kısa ama ihtiva ettiği anlam itibariyle çok samimi, verimli ve eğlenceli bir kamp oldu. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

 

Muhammed Furkan Eren

İSM Birinci Sınıf Öğrencisi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir