İlimler ve Sanatlar Merkezi, yeni yıla Prof. Dr. Mürteza Bedir’in “İslami İlimlerin Güncel Değeri” başlıklı açılış dersiyle bismillah dedi. Modernitenin İslam aleminde ürettiği problemler ile yüzleşebilmek için, modern dönemde İslam ve Batı’nın içinde bulunduğu durumun sağlıklı bir şekilde okunması ve tahlil edilmesi elzemdir. Bu bağlamda Bedir’in açılış dersi, moderniteyi ve İslam aleminin karşılaştığı bu krizi anlamada bizlere ışık tutar nitelikteydi.

Bedir, İslami ilimlerin güncel değeri hakkında konuşabilmemiz için öncelikle “islami ilimler” ve “güncel” kavramlarının ne mana ifade ettiklerini ortaya koymamız gerekliliğinden bahsederek sözlerine başladı. İslami İlimler nedir? İslami ilimlerin tanımlamasını en yetkin ve bugüne hitap edecek şekilde yapan kişinin Mukaddime müellifi İbn Haldun olduğunu söyledi. Altıncı bölümünde ilimler bahsinin konu edildiği Mukaddime’nin, klasik İslam eserleri sıralanırsa ilk on eser içinde içinde yer alacağını; kitaba atfedilen bu önemin ise İbn Haldun’un İslam medeniyet ve kültürüne bir sosyal bilimci, bir medeniyet tarihçisi gibi bakıp değerlendirmelerde bulunmuş olmasından kaynaklandığını ileri sürdü. Ders Mukaddime’nin altıncı bölümünü tavzihiyle devam etti;

“Bugün adına islami ilimler dediğimiz, geçmişte ise şer’i ilimler diye bilinen ilimler ile akli ilimleri bir araya toplamış ve bunlarla ilgili bilgi, bilim konularını ele almış olan İbn Haldun, her medeniyette iki türlü ilmin olduğunu belirtmiştir. Bunlardan ilki o medeniyetin geleneğini, dünya görüşünü, hayat felsefesini karakterize eden ilimlerdir ki bunlara vaz’i ilimler denir, İslam medeniyetinde ise vaz’i ilimlerin karşılığı şer’i ilimlerdir. İkincisi ise akli ilimlerdir ki bunlar, medeniyetler arası ortak ilimlerdir. Ayrıca İbn Haldun vaz’i/şer’i ilimleri Müslüman perspektifinden tanımlamıştır: Mebadii ve usulü Allah tarafından vaz edilmiş, furuatı ve cüziyyatı ise insan aklıyla o mebadi ve usulden istinbat, istihraç ve ilhak yoluyla elde edilmiş olan bilgilerdir. Dolayısıyla şer’i ilimler toplamda beş ilimden oluşur. İkisi usulün tespitine yönelik olan ulumu’l-kuran ve usulü’l-hadis; geriye kalan üç ilim ise usulden çıkarılan kelam, fıkıh ve tasavvuf ilimleridir.” Bununla beraber Bedir, İslam felsefesinin kelamdan ayrı bir ilim olmadığını ileri sürdü.

Bugünkü ilimler açısından vaz’i ilimler nelerdir? Müslümanlar için vaz’i ilim, kendi medeniyet ve kültürlerinden devralmış oldukları ve yine kendi medeniyet ve kültürlerini şekillendiren şer’i ilimlerdir. Murteza Bedir, bugün akli ilimler sınıfından sayılan insan ve toplumbilimlerinin, aslında Batı medeniyetini niteleyen, yansıtan ilimler olduğunu ve bu ilimlerin köklerinin, Batı medeniyetinin felsefi derinliğinden, iç dinamiklerinden gelmiş olduğundan bu ilimlerin Batı medeniyetinin vaz’i ilimleri olduğunu ifade etti. Ancak Batı medeniyeti bu ilimlere akılları ile ulaştıkları iddiasında bulunmuş ve tüm dünyanın ortak akli ilimleri olarak sunmuştur. Birçok medeniyet bu ilimleri hüsnü kabul ile karşıladığından, “tek tip” insan türedi. Kendi ilim ve medeniyet anlayışına göre yetişenler ise modern anlayışa göre “hastalıklı” bireyler olarak görüldü. Çünkü onlar kendi vaz’i ilimlerinin evrensel akli ilimler olarak sundular.

Ancak 1950’den sonra Batılı bilim adamları, kendi medeniyetlerinin evrensel rasyonel olarak sunduğu sosyal bilimlerin, aslında Batı medeniyetinin köklerinden beslenen ve onun kabulleri ve varsayımlarını esas alan ilimler olduğunu dile getirmiştir. Batının filozofları, modern dönemin bir yutturmaca, bir kurgudan ibaret olduğunu söylemiş, daha sonra modern değil modernlikler vardır deyip post modern döneme geçmişlerdir.

Bedir, Müslümanların -kitle eğitim araçlarının dışında kalmadıklarından- sosyal bilimlerin daha akli ilimler olduğunu, bir de bunun yanında şer’i ilimlerin var olduğuna inandıklarını ifade ettikten sonra, sosyal bilimler ve islami ilimlerin birbirini tamamlayan ilimler olmadığını bilakis birbirlerinin alternatifi olabileceğini söyledi. Tersinden bakılacak olursa islami ilimler, İslam medeniyetinin insan ve toplumbilimleri konumundadır.

Son olarak islami ilimleri öğrenmenin önemine, “güncel” değerine değinen Bedir, bu konuda islami ilimler talebeleri için vizyon çizmiş oldu. İslami ilimleri öğrenme maksatlarından biri de Müslümanlar için dünya görüşü, davranış kodları belirlemektir. Zira bu, Müslüman bireyler tarafından ortaya konulmazsa insan ve toplumbilimlerini felsefe olarak kabul eden kimseler, bu hayat felsefesi doğrultusunda dünya görüşü pazarlayacaklardır.

Değerlendiren: Emrah Alagaş

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir